Oğuş aile demek mi ?

Cansu

New member
“Bunu sonra belirleriz.”

“Hayır,” dedi Aylin. “Önce onları dinlemeliyiz.”

Börü itiraz etti:

“Zamanımız yok.”

“Tam da bu yüzden.”

“Nasıl yani?”

“Çünkü bizim için üç aile olabilirler. Ama onlar için çocukları, yaşlıları, korkuları ve geçmişleri var.”

Börü sustu.

İşte burada hikâyenin asıl meselesi ortaya çıkıyordu.

Toplumsal dayanışma yalnızca matematik hesabından oluşmuyordu.

Ama yalnızca duygularla da yürümüyordu.

Börü'nün hesap yapması gerekiyordu.

Aylin'in insanların ne yaşayacağını düşünmesi gerekiyordu.

Birinin stratejisi, diğerinin ilişkisel bakışıyla tamamlanıyordu.

Bunu “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” diye genellemek yanlış olur. İnsanların karakterleri cinsiyetten çok yetiştikleri ortam, sorumlulukları, deneyimleri ve kişisel özellikleriyle şekillenebilir. Fakat hikâyedeki Börü ve Aylin üzerinden iki farklı karar verme yaklaşımını yan yana koymak, eski toplumların dayanışmasını düşünmek için güzel bir araç sunuyor.

Kadının Yeri Hakkında Tek Bir Cümle Yetmez

Eski Türklerde kadınların konumu hakkında konuşurken de dikkatli olmak gerekiyor.

Bazen “Eski Türklerde kadın tamamen özgürdü” ya da tam tersine “Kadının hiçbir söz hakkı yoktu” gibi iki uç anlatımla karşılaşıyoruz.

Tarih ise genellikle bu kadar siyah-beyaz değil.

Akademik çalışmalarda eski Türk ailesinin ataerkil özellikler taşıdığı belirtilirken, kadının aile içerisinde söz hakkının bulunduğu da vurgulanıyor. Aile yapısının farklı dönem ve topluluklarda değişebileceği konusunda da araştırmacılar arasında tartışmalar bulunuyor. DergiPark

Bu ayrıntı önemli.

Çünkü geçmiş toplumları bugünün kavramlarıyla tamamen yeniden tanımlamak kadar, onları tek bir kalıba sıkıştırmak da yanıltıcı olabilir.

Aylin'in hikâyedeki rolünü bu nedenle “kadın olduğu için herkesi anlayan kişi” şeklinde okumamak gerekir.

O, insan ilişkileri konusunda deneyimli olduğu için böyle davranıyor.

Börü ise stratejik düşünmeye alıştığı için kaynakları ve riskleri hesaplıyor.

Başka bir erkek başka türlü davranabilirdi.

Başka bir kadın da Börü'nün yaptığı hesabı yapabilirdi.

Asıl mesele cinsiyetlerden çok, bir topluluğun ayakta kalması için farklı düşünme biçimlerine ihtiyaç duyulmasıdır.

Oğuşun Anlamı Bir Çadırdan Daha Büyük

Kış geldiğinde kuzeye gidecek aileler belirlendi.

Börü'nün hesabı işe yaradı.

Aylin'in itirazları da.

Çünkü Aylin'in konuştuğu ailelerden birinin yaşlı annesinin uzun yolculuğa dayanamayacağı ortaya çıktı. Plan yeniden düzenlendi.

Başka bir aile gönüllü oldu.

Bir başka aile de onlara yiyecek desteği verdi.

Börü sonradan Aylin'e şöyle dedi:

“Sen olmasaydın hesabım doğruydu ama sonuç yanlış olabilirdi.”

Aylin güldü.

“Sen olmasaydın benim düşündüklerim de yetmezdi.”

Kutlu Ata onları dinliyordu.

“Şimdi oğuşun ne olduğunu daha iyi anladınız mı?”

Börü cevap verdi:

“Bir aile.”

Kutlu Ata başını salladı.

“Evet.”

Aylin ekledi:

“Ama sadece aynı çadırda yaşayan insanlar değil.”

Kutlu Ata bu kez gülümsedi.

“Şimdi oldu.”

Peki “Oğuş” Bugün Bize Ne Söylüyor?

“Oğuş aile demek mi?” sorusuna verilecek en kısa cevap evet.

Eski Türk toplumsal yapısı bağlamında “oguş” aileyi ifade eden bir kavramdır. Akademik kaynaklarda bu anlam açık biçimde belirtilmektedir. DergiPark+1

Fakat kelimenin asıl ilginç yanı burada bitmiyor.

Oğuş, bize ailenin eski Türk toplumundaki önemini de gösteriyor. Aile yalnızca özel hayatın yaşandığı küçük bir alan değil, toplumsal örgütlenmenin başlangıç noktalarından biri olarak görülüyor.

Oğuşlardan uruglara, boylara ve daha büyük siyasi birliklere uzanan yapı, insanların kendilerini yalnız bireyler olarak değil, birbirleriyle bağlantılı toplulukların üyeleri olarak düşündüklerini anlamamıza yardımcı oluyor. DergiPark+1

Bu yüzden “oğuş” kelimesini yalnızca “eski Türkçede aile” şeklinde ezberlemek bana biraz eksik geliyor.

Kelimeyi öğrenmek kolay.

Asıl önemli olan, o kelimenin arkasındaki toplumsal dünyayı görebilmek.

Bir çadır düşünün.

İçinde birkaç insan var.

Onların akrabaları var.

Akrabaların başka akrabaları var.

Birlikte yaşayan topluluklar var.

Ortak kurallar, dayanışma ve siyasi örgütlenme var.

Ve bütün bu büyük yapının en küçük halkalarından birinde “oğuş” bulunuyor.

Belki de bu yüzden eski bir kelime, bugün hâlâ bize oldukça tanıdık bir soru soruyor:

Bir toplumu gerçekten toplum yapan şey nedir? Aynı yerde yaşamak mı, aynı soydan gelmek mi, ortak kurallara uymak mı, yoksa zor zamanlarda birbirinin yükünü paylaşmak mı?

Börü muhtemelen yine önce hesabını yapardı.

Aylin ise muhtemelen önce insanların ne hissettiğini sorardı.

İkisi bir araya geldiğinde ise karar daha sağlam olurdu.

Belki “oğuş” kavramının bugüne bıraktığı en ilginç düşünce de budur: İnsan toplulukları yalnızca bireylerin yan yana gelmesiyle değil, aralarındaki bağların anlam kazanmasıyla oluşur.

Ve bazen bir kelimenin tarihini araştırmak, aslında insanın kendi toplumunu nasıl kurduğunu yeniden düşünmesine neden olur.

Kaynak Notu

Bu anlatının tarihsel çerçevesinde özellikle Genel Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi'nde yayımlanan “Eski Türklerde Aile ve Evlilik Anlayışı” başlıklı akademik çalışma ile Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi'nde yayımlanan “Oğuz Boy Adlarının Anlamları” çalışmasındaki “oguş, urug, bod, bodun, il” açıklamalarından yararlanılmıştır. Ayrıca Millî Eğitim Bakanlığı'nın Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi materyalinde yer alan eski Türk sosyal yapısına ilişkin bilgiler karşılaştırma amacıyla dikkate alınmıştır. DergiPark+2DergiPark+2

Hikâyedeki Börü, Aylin ve Kutlu Ata karakterleri ise tarihsel şahsiyetler değil; tarihsel kavramları günlük bir olay üzerinden anlatmak amacıyla oluşturulmuş kurgusal karakterlerdir.
 
Üst